14 Şubat 2016 Pazar

KURTLARA SÖYLE EVE DÖNDÜM


Selam..

Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi 08-15 Şubat tarihleri arasında yıllık izinde olduğum için birkaç kitap okuma fırsatı buldum.  Bunlardan biri Kurtlara Söyle Eve Döndüm .. Bu kitabı bir çok blogger arkadaşın tavsiyeleri üzerine almıştım iyi ki de almışım ve okumuşum. Son sayfalarında gözlerimin dolduğunu da belirtmeliyim.

Hikayeyi bize June anlatıyor. June ortaçağ hayranı 14 yaşında bir genç kız. Greta ve June iki kız kardeş, daha önceleri çok iyi anlaşırlarken sonrasında araları bozulmuş. Sonra  Finn var,  Finn bu iki kız kardeşin dayıları. Çok başarılı bir ressam, gay ve ölümcül bir hastalığı var AIDS. Ve Finn’in aşkı Toby..

June dayısına hayran bir karakter, bunun aşk olduğunu söyleyenlerde oldu. Ama ne biliyim ben bunu aşk olarak nitelendiremedim. Bu hayranlık boyutu çok çok yüksek olan uçsuz bucaksız bir sevgi.. Çok masum çok içten…

Ancak asıl hikaye Finn’in ölümünden sonra başlıyor. Bundan sonrası o kadar akıcı ki, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Ben Toby’e hayran kaldım. Toby’de AIDS ve June’ın annesi tarafından Finn’in katili olarak suçlanıyor.  Ama onun yüreği o kadar kocaman ki , onu okurken artık böyle insanlar hala var mı acaba diye düşündüm.. Finn’de çok sevmiştim ama Toby başka…

Sonra Greta var, başlarda beni çok sinirlendirmesine rağmen yine de ona bir türü gıcık olamadım sonrasında da bunun nedeni ortaya çıktı zaten.

Ve bir tablo var… Finn tarafından yapılan June ve Greta’nin portresi..  O tabloyu gözünüzde canlandırıyor ve hayran kalıyorsunuz..

Kısaca ; ben kesinlikle okumalısınız diyorum.. Bu arada Toby’nin bir sözünü aşağıda paylaştım. Çünkü Buna yürekten katılıyorum.

 "Yalnızca dünyanın en mutsuz insanları sonsuza dek yaşamayı ister, çünkü hayatları boyunca istedikleri hiçbir şeyi yapamadıklarını düşünürler. Yeterince zamanları olmadığını, hayattan paylarına düşeni alamadıklarını hissederler."