24 Kasım 2016 Perşembe

BİN YIL SAVAŞLARI- BİTMEYEN YAZIT

Merhaba Dostlar

Şimdi sizlere ön taslaklarını kısmen okumuş olmama rağmen çıkmasını büyük bir sabırsızlıkla beklediğim bir kitaptan bahsedeceğim. 

Bu kitabın hikayesini sosyal medya hesaplarımda paylaşmıştım. Ama burada da değinmem gerek.  (Aynen buraya kopyalıyorum) 


Kitabımızın yazarı Alter GÜNEŞ kuzenimin eşi, benimde sevgili eniştem. 

Canım kuzenim Çiğdem ve sevgili eniştem Alter'in ilk çocukları Asya Miray doğduğunda ,hatta doğmadan önce Alter " Ben şimdi ona nasıl masallar anlatacağım, uyumadan önce ona neler okuyacağım !!. telaşındaydı, (Bu arada bu süreçte Asya'nın bir kardeşi oldu, minik Ozan Aybars 'da katıldı bu güzel aileye 😊) Sonra Çiğdem ona dedi ki "sen yaz o zaman çocukların için bir masal " İşte bu kitabın yazılma fikrinin ateşlenmesi bu küçük aile sohbeti ile başladı. Aşağıdaki fotoğrafta bu sevimli küçük aileyi görebilirsiniz 😊




Ancak; sonrasında Alter'in kafasında nasıl bin tilki dolaşıyorsa artık 😊uzun uzun hikaye tadında rüyalar görmeye başladı ve bunları neredeyse hiç bir şey atlamadan Çiğdem'e anlatır oldu. Bir, üç, beş derken.. benim sevgili kuzenim " Sen gerçekten artık bunları yaz ! print et ve oradan hep beraber okuyalım" diye baskı yapmaya başladı 😊

Ve Alter yazmaya başladı, yalnız bu aşamada küçük bir değişiklik oldu, bu hikayeler artık çocuk masalı olmaktan çıktı ve Dede Korkut Masalları tadında , yetişkinler için muhteşem hikayeler halini aldı 😊

Kitap çıkar çıkmaz bende aldım ancak elimde okumaya devam ettiğim başka iki kitap olduğu için hemen başlayamamıştım. Kitap fuarının son haftasına kadar okumamı bitirdim ve Alter’in ikinci imza gününde onunla yorumlarımı paylaştım. Şimdi sizlerle de paylaşmak istiyorum. Bu arada imza gününden bir kaç küçük anı da paylaşmak istedim. 

  



Öncelikle şunu belirteyim kitap fantastik bir kurgu… Bu tarz kitaplar okumayı sevenlerin bayılacağını düşünüyorum. Ben bayıldım.

Alter bana okumadan önce dedi ki  “Lütfen gördüğün tüm hataları, yanlışları, eksikleri benimle paylaş,  geri bildirim benim için çok önemli, en ufak bir şey bile olsa lütfen atlama ve söyle” bu konuda o kadar çok baskı yaptı ki. Ben kitabı okurken bir ara kendimi sanki bir hata arıyormuşum gibi hissettim. Sanki haddimmiş gibi 😊
Bu nedenle ona da kendime de kızdım 😊 ve hemen bu psikolojiden çıktım 😊

Elbette bazı minik yorumlarım oldu ama bunlarda incir çekirdeğini bile doldurmayacak yorumlar. Çünkü gerçekten çok güzel bir hikaye.. Bir yerden sonra sizi içine çekiyor. Kahramanların bazılarına bayılıyor bazılarından nefret ediyorsunuz. Betimlemeler o kadar güzel yapılmış ki o anda okuduğunuz satırlardaki davranışları an be an hayal edebiliyorsunuz. ( Ben bile hayalimde bildiğin elimde kılıçla savaştım 😊)

Hikaye , geçmişte yaşanmış  ve çok uzun sürerek nice  kayıpların yaşanmasına neden olan Bukra ve Sangal adlı iki ejderhanın savaşının yeniden başlamasını engellemek isteyen iki ihtiyar bilge şamanın ( Korkut ve Altar) mücadelesini içeriyor. Ben ikisini de çok sevdim.

Doğar doğmaz mağaradan yürüyerek çıkan ve üzerinde bir doğum lekesi ile doğan çocuk tüylerimi diken diken etti 😊

Sonra Ak Demirci .. Onun yüce yüreğine hayran kaldım.

Emanetçi.. Kendisine emanet edilenleri koruması karşısında talep ettiği şey inanılır gibi değildi.

Veee diğer kahramanlar.. Hepsi muhteşem.. Aybar, Muhtar, Aziz, Alptekin, Yaman, Toktamış ve Kıraç…Ve sadece onlara özel başka kimseye ait olmayan silahlar..

Bu kahramanların karşısındaki kötüler.. Duman, Keskin, Kılıçkan, İşbara, Eğilmez ve Terkenkatum…

Ama bir Erlik var ki ondan nefret ettim….Birde onun hükmettiği  Basat var , sonradan kendine gayet uygun olan ismi aldı. ZULÜMKAR…

Şimdi neresinden anlatsam spoiler verebilirim endişesi yaşıyorum. O yüzden daha fazla derine inmeyeceğim. Ama şöyle bir müjde verebilirim. Devamı geliyor 😊

Bence kesinlikle bir fırsat verin ve okuyun bu kitabı.. 

Ve yorumlarınızı da lütfen bizimle paylaşın.😊 

Sevgiler..