10 Aralık 2016 Cumartesi

TOZKOPARAN

Geçtiğimiz ay kitap fuarında Karina Yayınevi standında bu öykü kitabı dikkatimi çekmiş ve almıştım. Kitabın ilk öyküsü, kitaba adını da veren "Öykü Apartmanı" . Bu hikayeyi okuduğumda taa çocukluğuma gittim.
Ben Tozkoparan'da doğup ilkokul sonuna kadarda orada yaşadım ve diyorum ki iyi ki Tozkoparanın havasını soluyup suyunu içmişim. Bilen bilir oralı olmak bir ayrıcalıktır.

Kitap bittikten sonra hikayedeki öykü apartmanında oturan kişiler bana çocukluğumun C5 Blok'unu hatırlattı. Çocukluğumun özel insanlarını, bana bıraktıkları değeri paha biçilmez anıları.

Anneciğim ve babacığım dahil olmak üzere birçoğu artık bu dünyada değil. Ama gittikleri yerde de huzur içinde olduklarını biliyorum. 5. Kat Muazzez Teyze (Anneanne), Hayri Baba. Annem bir yere gideceği zaman beni onlara bırakırdı. Ondandır ki benim rahmetli Anneannem ve dedem yerine onlar geçtiler ve ben onları bildim, nur içinde yatsınlar. Kızlar Nilgün abla vardı, Amerika'da yaşıyordu oda rahmetli olmuş. Huzur içinde uyuyun.

Sonra yine 5.kat Nebahat Teyze, sanırım oda rahmetli oldu. Onunla merdivenlerde bir elma anımız var ki dillere destan :) Kızları Gülseren abla ve Gülşen abla vardı. Onlar o kadar güzeldiler ki benim için dünyanın en güzel kızlarıydı.

4.Kat rahmetli Nebahat Teyze, İbrahim amca, Hüseyin ağbi, Bülent Ağbi. Nur içinde yatsınlar.
Baki ağbi ve eşi Nuriye abla hala oradalar sanırım :) Rahmetli Hüseyin ağbimin eşi sevgili Yurdagül abla ve kızı Gökçen ile oğlu Göksel. Göksel hatırlamaz, Gökçen'le hep oyunumuzu bozardı bizde onu kovalardık. Gökçen'le saatlerce balkonda yapılan bir salıncakta bebek uyuturduk. Benden küçük olduğu için o benim kardeşimdi. Halada öyle.

Yine 4.Kat Nesrin teyze.. Kızı Seda.. Seda'nın kırmızı bir elbisesi vardı ve yine o renk tokaları. Kırmızının en çok Seda'ya yakıştığını düşünürdüm hep :)

3 Kat : Yan kapı komşumuz Hurisel teyze, İlhan amca, Işık abla, Ayhan ağbi :( Şimdi hepsi rahmetli. Nur içinde uyusunlar. Işık abla hayatımda benim için idol olmuş olan birkaç kişiden biridir. Kendisini çok yakın bir zamanda kaybettik. Işıklar içinde uyu Işık abla :(

2.Kat Fatma teyze, İbrahim amca, Aysel abla, Selim, Başak. Başak bebekken yanaklarını öyle bir sıkar ve öperdim ki, kıpkırmızı olurdu. Sonrada bir ton azar işitirdim. Şimdi gencecik güçlü bir genç kız. Ağbisi Selim, bakkala giderken hep peşimize takılırdı. Birlikte giderdik. Bizi korurmuş öyle derdi :) Muhtemelen hatırlamıyordur ama bizim süpermenimizdi. Şimdi de sevgili eşinin ve çocuklarının kahramanı oldu.

Yine 2. Kat Hasan amca, Saniye Teyze, Yusuf, Yunus ve Şengül :)) Saniye teyze, öyle güzel sakız çiğnerdi ki.. Beni yakından tanıyanlr bilirler. Etrafımda sakız çiğnenmesine kesinlikle tahammül edemem. Hatta benim için cinnet geçirme noktasıdır o anlar. Ama Saniye teyze öylemi :) O çıt çıt ederdi sakız çiğnerken, şaklamazdı yani :) Saniye teyzeyi hep balkondan seyrederdim, hayatımda bu kadar ahenkle, neşeyle çamaşır asan birini daha tanımadım. O çamaşırları asarken mis gibi kokular yayılırdı etrafa. Sonra kafasını yukarı kaldırıp sakın balkondan aşağı bir şey atma derdi bana.. Haklı çünkü bir gün oğlu Yunus'la bir olup evde bulunan patates ve soğanları balkondan kim daha uzağa atacak diye yarış yapmıştık. O beni yendi. Sonra bir dünya azar tabi. Ardından annem beni sokağa yollayıp tek tek toplatmıştı onları.Yunusun ağbisi Yusuf bizi oyunlarına almazdı, kovalardı hep. Eee küçüklerin kaderi bu olsa gerek .

1.Kat. Fahrettin amca, Fatoş teyze (Şenel),Zeynep, Filiz ve Hayrettin. Fahrettin amcadan nedense korkardım..Hiç de öyle korkulacak bir adam değildi aslında , sanırım bana dev gibi gelirdi o zamanlar :) Bir gün ben kazayla Zeynep'in kafasına taş atmıştım ve kanamıştı. Hayatımda unutmadığım travmalardan biridir. Ne kadar çok üzülmüştüm. Filiz, bıcır Filiz.. Ne çok severdim onu. Sonra Hayrettin. onların evin küçük haylazı. Fatoş teyzeye balkondan seslenir salçalı ekmek isterdi, yada başka bir şey tam hatırlamıyorum. Ama hepimiz için isterdi, anneeeee onlara da ver diye.. :))) Vefalı çocuk :)) Şimdi çok kaliteli bir iş adamı oldu. Ve eminim hala etrafındakileri de asla unutmuyordur.

1. Kat ; Mustafa amca, Nebahat teyze, Yalçın ve Belma.. Sokakta oynarken çişim geldiğinde onlara giderdim hemen. Bebahat teyse dermişim küçükken öyle de kaldı adı.. Bebahat teyse..:)))

Sonra yan apartmandan Hakan ve ağbisi Tarkan,, Anneleri Güleser teyze.. O zamanlar düşünürdüm herhalde annesi beyaz gülleri çok sevdiği için adını öyle koymuş diye. Ama hiç paylaşmadım bu düşüncemi . Öylemi acaba gerçekten :) Hakan'ı babam çok severdi. Hatırlıyorum işten geldiğinde oralardaysa onun başını okşardı hep.. Aslan derdi ona. Şimdi de kendisi iyi bir Galatasaray taraftarı, ondanmış demek :)

Sonra Fatoş vardı. B blokta oturuyordu. Ama ondan hiç haber alamıyorum. Nerelerde olduğunu bilmiyorum. Bir ağbisi vardı Yalçın , birde kızkardeşi vardı Gülçin'di sanırım. Sokakta evcilik oynardık. Kiremitlerden kırmızı biber, küçük taşlardan da ezip ezip tuz yapardık . Sonrada çamurdan pasta ve üstüne bunları serperdik. Pastada olmazdı böyle şeyler bilirdik ama elimizdeki malzeme maalesef buydu..

Benden sonra bu güzel mahallenin tadını çıkaran bir diğer kişide canım kuzenim, kardeşim Özlem. Rahmetli canım ciğerim teyzem, eniştem, sevgili kuzenim Ümit.. Onların anıları da eminim benimkiler kadar özel..

Bu satırları yazarken çok eskilere gittim. Gözlerim doluyor sık sık, yazmakta bile zorlanıyorum ama emin olun insanın hayatında böyle anılar olmasa biz, biz olmayız.

Eminim şu anda buraya yazmadığım bir çok kişi var. Ama hepinizi çok çok seviyorum.

Tozkoparan ; benim için hep çok özel oldun ve öyle de kalacaksın.