1 Ocak 2017 Pazar

ŞEYTAN DİSCO

Merhaba 
2016 yılını Sarah Jio ile bitireceğimi söylemiştim. Ancak sonrasında Yaprak Öz'ün Şeytan Disco kitabına başladım ve yılın son günü bitti. Dolayısı ile o da 2016 yılında okuduklarım arasında girdi😃 



Yazarın bu kitap ile ilgili yaptığı bir söyleşiyi okumuştum, orada söyleşiyi yapan Güzel Zeynep Süphandağ 'ın bu kitap ile ilgili şöyle bir yorumu vardı ; 

Kitap okumak güzel, çok güzel şeydir. Şöyle düşünürsek isteğe bağlı bir tecrit gibidir; soyutlanır gidersiniz. Bana göre bu soyutlanma hali üç farklı şekilde gerçekleşir: İlki, bir iki haftada bitirilen (bu süre biraz daha uzayabilir) bu süre zarfında da çantada, yatağın başında, masaların üzerinde, yorganların altında takılan kitap tipidir. Güzeldir elbette ama derin izler bırakmaz anlık soyutlanmalardır. İkincisi Virginia Woolf veya James Joyce okurken olduğu gibi hafif içte bir bayılma ( Mrs. Dalloway karşıdan karşıya geçsin diye 60 sayfa beklersiniz ya hani), sonra bir ayıltma çabası yaratan fakat gerçekten etkileyen dünyasına girince çıkamadığınız kitaplardır. Üçüncüsü ise daha 4. sayfadan itibaren sizi içine çeken en geç iki güne bitirilen, o iki gün içerisinde de okuyamadığınız anlarda size dünyayı dar eden kitaplardır.Evet evet Şeytan Disko’dan bahsediyorum kesinlikle üçüncü tipin soyutlanma durumunu karşılıyor. Tabi bunlar benim fikirlerim… "


Bende kendisine tamamen katılıyorum. Şeytan Disco tam da böyle bir kitap 😊

Ancak benim kitabın konusuna geçmeden önce söylemek istediğim bir kaç şey var. Öncelikle Yaprak Öz'e çok ama çok teşekkür ettiğimi belirtmek istiyorum. Çünkü kitabı okurken  beni yıllar yıllar öncesine götürdü. O dönemlerde çok severek dinlediğim ama araya giren zaman ve getirdikleri nedeni ile hafızamın en derinlerine attığım şarkılar ve şarkılar ile birlikte gelen anılar..Bunların hepsini bana tekrar hatırlattı. O kadar heyecanlandım ve mutlu oldum ki.. Aşağıda bunlardan bazılarının linklerini yazdım. Mutlaka dinleyin.. Muhteşemdirler.. 

Domino Dancing  Pet Shop Boys
Big in Japan.. Alphaville 
Take On me .. A-HA
La Isla Bonita - Madonna
Notorious Duran Duran

Blue Jeans Lana Del Rey

Şimdi kitabın konusuna gelirsek; hikayeyi bize Deniz anlatıyor. Zaten hikayede onun hikayesi. Deniz maddi durumu iyi bir ailede büyümüş, babası intihar etmiş (bu arada bu kısmı okurken  "Aaaaa" diye sesli olarak ilk tepkimi verdim) ve yine maddi durumu gayet iyi olan Alp ile evlenmiş bir genç kadın. 

O ,istediği her şeyi istediği zaman elde edebilen, herhangi bir şey için çalışıp çaba göstermesine gerek olmayan bir hayatın içinde. Fakat tüm bunlara rağmen depresyonda ve onun bu durumundan kaynaklı evliliğinde de sıkıntıları var. 

Rüya mı , halüsinasyon mu ne olduğunu anlayamadığı şeyler görmeye başladığında bir psikiyatra gitmeye başlıyor. Sanki gördükleri onun anıları gibi. Kendisinin reenkarnasyon yaşadığına ve anılarında gördüğü beyaz çizmeli kızın bedeninde yaşadığına inanmaya başlıyor ve bu sırrı çözmek istiyor. Bu arada da günlük kıvamında bir defteri var ve her şeyi oraya yazıyor.

Bizde buraları okurken Raşel'i, Müge'yi, Levent'i, Tuna'yı tanıyor ve kitabın adının neden şeytan disco olduğunu öğreniyoruz.

Valla ben okurken tüylerim diken diken oldu, özellikle Abanttaki otelde arafta kalmış olan Raşel'in "şeytan disco, şeytan disco,şeytan disco,şeytan disco,şeytan disco..." diye seslenmesi ayyy orada çok fazla gerildim. Ensemden ayak parmaklarıma kadar ürperdim. 

Daha fazla detaya girersem muhtemelen spoiler vereceğim. Bu kitabı okuduğunuzda beni anlayacaksınız.

Haa resimdeki barbie bebek mi ?? Diyorum ya mutlaka okuyun !!!

Sevgiler..